Heinz Kohut (1913-1971)

Kohut

Hayatı

I.Çocuğun kendiliğinin  “normal narsistik gelişim süreci” ve sürecin kesintiye uğraması

II. Narsistik psikopatolojinin semptomatolojisi

III.Psikoterapide narsistik aktarımın özgün unsurları

IV Terapinin hedefleri  

 

 

Hayatı

Varlıklı bir ailenin tek çocuğu olarak Viyana’da doğdu.gençlik yıllarında felsefeye,sanata ve müziğe düşkündü.Felsefe ve sanat tartışmalarının yapıldığı Viyana kafelerinin daimi müdavimlerinden birisiydi.1938 de Viyana tıp  fakültesini bitirdi.Nazi işgali sonrası ABD’ye göç etti.Chicago üniversitesinde nöropsikiyatri ihtisası yaptı.1949’da psikanaliz eğitimini tamamlayarak Cicago psikanaliz entitüsünde çalışmaya başladı. “İçe bakış” ve “eşduyumun önemi” konusunda çalışmaları ile dikkati çekti. “Kendilik psikolojisi” adını verdiği özgün bir kuramsal yaklaşım ve psikanaliz tekniği ortaya koydu.1964-65 yılları arasında  Amerikan Psikanaliz cemiyetinin başkanlığını yaptığı dönemdeki camiaya yakın çevrelerdeki ismi” bay psikanaliz”dir. 1965’ten itibaren de Uluslar Arası Psikanaliz Cemiyetinin (IPA) başkan yardımcılığını yaptı.1968 yılı IPA seçimleri için adı başkanlık için anılmaktadır.Anna Freud’un  öncülüğünü yaptığı Freud’yen  ortodoks psikanalitik yönelim ile Melanie Klein’in başını çektiği İngiliz psikanaliz okulu arasında seçimler için çekişme mevcuttur.Bu esnada Kohut iki kere yıkılacaktır.Önce kendisini destekleyen Anna Freud’un son anda desteğini çektiğini görecek  ve ikincisi kanser olduğunu öğrenecektir.Kanser olduğunu öğrendiği 1968  yılından itibaren ölümüne kadar geçen on üç sene esnasında çekeceği tepkilere rağmen kendi psikoloji anlayışını ortaya koyacak cesareti bulur.Bu cesaretin bedelini ise camiadan yalıtılma ile öder.1971 yılında  “The Analysis of Self” (kendiliğin çözümlenmesi) ve 1977 yılında “Restoration of Self” (kendiliğin yapılanması) isimli eserleri ile ortaya koyduğu “kendilik psikolojisi” psikanaliz camiasında büyük yankı yapar..1971 yılındaki “Kendiliğin Çözümlenmesi” eserinden sonra geleneksel psikanaliz çevreleri tarafından kınanır ve üç kişilik eğitim komitesinden çıkartılır.

Kohut bilinçdışına ve analitik ortamda bilinçdışının uyarılarak açığa çıkmasına inanıyordu. Bilinçdışının içeriği konusunda kısmen farklı düşünüyordu.Cinselliği ve saldırganlığı dışlamıyor ama psikopatolojiden sorumlu asıl öğe olarak “narsist güdülenmeyi” görüyordu.Kibir, büyüklenmecilik,çözülme Kohut’un yapıtlarının ortak konularıdır.

I.Çocuğun kendiliğinin  “normal narsistik gelişim süreci” ve sürecin kesintiye uğraması

Bebek doğumundan itibaren  kusursuz bir narsistik denge içeren süreçten geçer.Narsistik dengedeki mükemmellik bebeğin anneden her zaman bu mükemmelliği korumasını beklemesine yol açar.Anne eğer bu dengeyi iyi kötü korumayı başarırsa çocuk da mükemmellikteki kırılmaları tolere etmeyi öğrenir ve annenin narsistik libidosu  ile doldurduğu ideal imagosunu mükemmelliğinde gerçekleşen ufak eksiklikler ile kabullenerek “dönüştürerek içselleştirir.”Ancak anne çocuğun beklentilerini yeterince karşılamayı başaramaz ise çocuk düş kırıklığına uğrar ve ideal nesneye yaptığı yatırım değişmeden kalır.Böylece çocuğun ruhu sınırları belirsiz bir mutlak mükemmellik imagosuna bağlı kalmıştır.
İdealleştirilmiş ebeveyn imagosu bilinç alanında bulunmaz.Bu bilinçli ,Adleryen telafi amaçlı idealleştirilmiş figür arayışından farklıdır.Narsistik saplanma kalıcı bir psikopatolojiye işaret eder.İdealleştirilen ebeveyn eşdeğerine kavuşulsa veya ideal ebeveyn  geri dönse bile devam eder..Zira ideal kendilik nesnesi bilinç alanının dışına bastırılmış ve gerçekçi ben sınırlarından ayrılmıştır.Bu tür kişiler kendilerine onay verecek tümgüçlü kişileri hayatları boyunca arayıp dururlar.
İdeal ebeveyn imagosu gibi, Ebeveyn tarafından zedeleyici biçimde reddedilen çocuğun yaşadığı narsistik zedelenme sonrası hem ideal ebevyn imagosu hem de büyüklenmeci ve teşhirci kendiliğe yapılan aşırı yatırımlar fanteziler ve arzular halinde “gerçeklik yönelimli ben örgütlenmesinden” ayrılarak bastırılır -yadsınır ve yalıtılır.Büyüklenmeci kendilik bastırılmış bir kategori olarak “gerçeklik benine” kendisini “teşhir etmeye” çalışır.

Kendilik nesnesi

Kohut’un anahtar kavramlarından birisi olan “kendilik nesnesi” çocuğun ve hatta erişkinlerin narsistik libido ile yatırım yaptıkları,gözlerinde kendi teşhirci ve büyüklenmeci kendiliklerini gördükleri kişiye-çocuk için hemen her zaman anne veya anne temsilcisi- verilen addır. 

İlksel kendilik nesnesi çocuğu “gözleyen” olarak varolur ve başlangıçta çocuğun kendi benliğinden ayırt edilmez.Nesneye yatırılan libido narsistik libidodur ve nesneye  çocuğun kendisine davrandığı gibi davranmaya eğilimlidir.Narsistik kişilik bozukluklarında yapılan aktarımın boğucu etkisi narsistik libidonun baskısından  kaynaklanır.Narsistik libido aktarım esnasında terapiste yansıtılır.Bu aktarım nevrozunda odipal döneme ait ensest yönelimli dürtülerin terapiste yansıtılması ile karıştırılmaması gereken bir durumdur.

Arkaik kendilik nesnesinden dönüştürmeli içselleştirme ile oluşan benlik dokusu (ruhsal yapı) ve nesne libidosunun kullanıldığı olgun nesne yatırımları/ilişkileri (nesneye yönelik narsistik değil libidinal ve saldırgan itkiler barındıran) sayesinde  nesnelerin kendilikten bağımsız güdülenmeleri ve tepkileri kabul edilmiştir.

Eğer narsistik yatırım yapılarak idealleştirilen nesne odipal veya gizil dönemde hayal kırıklığı yaratırsa  dönüştümeli içselleştirme süreci o noktada durur.Sağlıklı bir üstbenin içermesi gereken gururun benlik saygısı için elzem olduğunu biliyoruz.Bu durumda benlik saygısı düşük ve idealleştirilmeye çalışılan figürlerin onayına bağlı olacaktır.Öte yandan nesneye yönelik libidinal ve saldırgan yatırımlar doğru biçimde  yapıldığından  kişinin ebeveyninden kaynaklanan kendi değer yargıları,standartları,hedefleri yerli yerinde olacaktır.Demek ki narsistik idealleştirici sürecin kesintiye uğraması esasen “benlik saygısını” ve yaşantıdan alınan “ doyumu” engellemektedir.

Dönüştürmeli içselleştirme kavramı

Nesnelere yapılan yatırımın ruhsal yapıya geri çekilmesinden ilk olarak Freud yas ve melankoli çalışmasında (1917) bahsetmişti.İdealleştirilen ebevyn imagosunun preodipal dönemde küçük çocuk üzerinde hayal kırıklıkları yaratmasına paralel olarak parça parça içe çekilmesi (gerçekçi bir nitelik kazanarak) sürecine Kohut dönüştürmeli içselleştirme diyor.Bu süreç tümgüçlü nesnenin  parçasıyla değil bütünüyle hayal kırıklığı yarattığı narsistik zedelenme tablosundan tamamen farklı bir süreçtir.Böylesi toptan bir hayal kırıklığı dönüştürmeli içselleştirmeye izin vermeyen büyük bir travma yaratacaktır.Böylece dönüştürmeli içselleştirme ile benliğe yerleşen preodipal nesnenin onaylayıcı ve hayal kırıklığı yaratan sayısız kopyası benliğin temel dokusunu oluşturacaktır.

Çocuğun idealleştirilmiş nesne ile (ebeveyn imagosu) kurduğu ilişkide görülen aksamaların gelişim dönemine göre sonuçları

Sağlıklı narsistik gelişim için gerekli olan ilksel (arkaik) kendilik nesnesi kaybolduğunda ya da işlevini yerine getirmekte ciddi yetersizlik gösterdiğinde narsistik zedelenme görülür ve artık benlik yapması gerektiği gibi idealleştirilmiş nesneyi alıp ,zaman içinde eksikliklerini tanıyarak gerçekçi biçimde “dönüştürerek içselleştiremez.”Söze dökülmesine imkan olmayan ve kendisini kendilikteki yapısal eksiklik şeklinde gösteren  ideal nesnenin kaybı (ya da algısı) çoğu kez annenin eşduyumunun yetersiz ve dengesiz oluşuna,depresif duygu durumuna,fiziksel hastalıklarına, yokluğuna, ölümüne bağlı olabilir.

1.Çok erken dönemde nesne kaybı-hayal kırıklığı: uyaranların engellenmesinde ve çocuğun sakinleşmesinde eksikliğe yol açacak şekilde yapısal bozukluğa neden olur.
2.Daha geç ancak yine preodipal dönem içersinde idealleştirilmiş  nesne kaybı dürtüleri denetleyen, yansızlaştıran ruhsal aygıt yapısının kurulmasına eksiklikle sonuçlanır.Kohut, cinsel sapkınlıklar içeren fantezi ve eylemleri , “narsistik gerginliklerin-iyi denetlenemeyen dürtü ve çatışmaların” cinselleştirilme yoluyla doyum aranması olarak görür..
3.Odipal dönem tamamlanmadan  idealleştirilmiş nesne kaybı. Üst benin idealleştirilmesinin tamamlanamaması nedeniyle, dış dünyada hayat boyu  bireyi onaylayacak,önderlik edecek idealleştirilmiş bir figüre ihtiyaç duyulur.

 

Annenin eşduyum bozuklukları

Annenin çocuğun narsistik gelişiminde  bir noktada saplanmasına neden olan eşduyum bozuklukları üç türlü olabilir.Kendine dönük-içe kapalı veya depresyonda olan bir annenin eşduyumu kusurlu ya da eksik olabilir.İkinci bir tür eşduyum bozukluğu “aşırı eşduyumdur” Bu durum annenin, yalnızca çocuğun kendisininkine uyan narsistik ruhsal hallerine yönelik aşırı eşduyum yapması şeklinde olur..Üçüncü halde ise anne çocukla ya hiç iletişim kurmaz ya da bir zaman çocuğun hayatından fiziken kaybolur(evi terk eder veya ölür)

Çocuğun kendiliği narsistik sürecin başlarında  “narsistik kendilik çekirdeklerinden” oluşmuştur.Zihinsel ve bedensel işlevler birbirilerinden yalıtılmış haldedirler.Anne ise çocuğun “büyüklenmeci-teşhirci” gösterilerini yönelttiği “kendilik nesnesi” konumundadır. Bu otoerotik dönem enasında ,empatik bir annenin annenin aynalayıcı görevi başarıyla yerin getirmesi  çocuğun kendilik çekirdeklerinin bütünleşmesine ,zaman da sürekliliğe ve uzayda bütünlüğe sahip bir kendilik deneyimi yaşayabilmesini olanaklı kılar.

Narsistik kişilik bozukluklarında görülen “idealleştirme aktarımı” ile nevrotik bozukluklarda görülen “aktarım nevrozu” arasındaki temel fark,ilkinin çocuğun üstbeni tam olarak oluşmadan önce idealleştirdiği nesne tarafından hayal kırıklığı yaşatılmasıdır.Aktarım nevrozunda sorun ödipal dönemin geç evrelerinde olur ve normal bir üstben gelişmesi tamamlanmış olur.Narsistik idealleştirme aktarımı terapide analistle “kaynaşma” şeklinde olurken ensest  yönelimli ödipal imagoya yapılan nevrotik aktarım “ortaklık” şeklinde olur,kayba ise narsistik aktarımdaki gibi gerileme tepkisi ile değil özlem duygusu ile yanıt verilir.
Kohut’a göre bildiğimiz aşkda da  nesne yatırımlarına eşlik eden,ona tabi “narsistik libidonun” varlığını görürüz.Dolayısıyla nesnenin ayrı bir varlığı olduğu temelde kabul edilmiştir.Narsistik idealleştirme de ise nesne yatırımından bağımsız “husumet” tarafından yönlendirilen  narsistik libido söz konusudur.Nesne arkaik nesnenin bir parçasıymış gibi görülür ve davranılır.

Narsistik kişilik bozukluklarında kaygının nedeni

Kohut’a göre narsistik kişilik bozukluklarında temel kaygı  psikanalitik yorumlarda yer alan “kastrasyon kaygısı” değildir.Temel  kaygı nedeni narsistik yapıların yüklendiği enerji ile gerçeklik benine yapacağı müdahalelerin hissedilmesinden kaynaklanan bir kaygı söz konusudur.İdeal ebeveyn imagosu ile veya gerileme ile tüm güçlü tanrı ve evrenle “karışma-kaynaşma”  korkusu gibi korkular vardır.Büyüklenmeci tecrübeler sonunda gerçeklikten kopma ve tecrit olma korkusu,aklını kaçırma korkusu,bütünlükten uzak beden ve zihin parçalarına yapılan aşırı yatırım ve hipokondriyak uğraşlar diğer kaygı nedenleridir.