Psikoterapiler

İçgörüye yönelik dinamik psikoterapi nedir?

Psikoterapi, ehliyetli bir psikiyatrist/psikoterapist denetiminde danışanın sosyal, mesleki,ailevi ve cinsel yaşamını etkileyen ruhsal rahatsızlık belirtileriyle  (aktüel hayat); var oluşu algılayışı ve anlamlandırışı (spritüel hayat) bağlamında yaşanan sorunlu düşünce ve duyguların üzerinde çalışılan bir ruhsal yardım programıdır.Terapi sürecinde yaşanan sorunlara danışanın yaptığı katkı sorgulanır,sorumluluğu belirlenir ve sorunlara yol açan çatışmalı görüşler, nevrotik (uyumsuz ve tekrarlayıcı) tavır ve tutumlar teşhis edilerek probleme çözüm getirilmeye çalışılır.Danışan semptomlarının kaynaklandığı benlik ve/veya dünya görüşündeki “tarihsel kökenli çatışmalar ve çarpıtmalardan”,”uyumsuz davranış örüntülerinden” aynı anda hem duygusal hem de  bilişsel olarak haberdar edilmeye çalışır.

Terapide tedavi edici etkenler:

1.İlişki ve olumlu aktarım: en önemli tedavi edici etmenlerden birisidir.Psikanalist Alexander,tedavinin gerçekleştiği iyi niyet ve kabullenme ortamının,dinamik psikiyatrinin karmaşık kuramsal ve teknik üst yapısı kadar önemli olduğu düşüncesindeydi.İlişki gücünü olumlu aktarımdan alır.Eğitimli,toplumsal olarak seçilmiş bir iyileştirici olma konumunun ortaya çıkardığı karizma ve özellikle kişisel nitelikler olumlu aktarımda rol oynar.Kendisini,hem gerçek bir kişi hem de ana baba imagosu olan terapist tarafından sevilmiş ve onaylanmış hissetmesi hastaya sağlığını kavuşturmaya tek başına yetebilir.

2.Orada bulunma dolaysızlık,anlayış ve sevecenlik:Birlikte bir anı paylaşma,ilgiyle dinleme,alçakgönüllü ve duyarlı bir iletişim ve onu varoluşunun dolaysızlığı ve bütünlüğü içinde kavramaya çalışma,bilimsel araştırma nesnesi olarak değil insanlığın bir üyesi olarak tanımak tedavi edici özgül olmayan bir etkendir.Jung psikoterapi konusundaki bütün tartışmalarda,onun iki insan arasındaki ilişkiye dayandığı gerçeğini vurgular.Hasta bilinçdışı güçler ve komplekslerle olan mücadelesinde terapistten manevi destek görmekte ve yalnız olmadığını hissetmektedir.Analizcinin anlayış ve sevecenliği hastanın bilincine özgü güçlerin rahatsızlık kaynağı olan kompleksi eritmeyi başarıncaya kadar desteklenmelerine yardımcı olur.


3.Umut kazandırmak:Hasta randevu için telefon açmasından başlayarak kendini daha iyi hissetmesine neden olacak şekilde güçlü bir yarar görme beklentisine sahiptir.

4.Günah çıkarma (İtiraf)+Eğitim: Suçluluk doğuran itkilerin,ihmallerin,hatalı davranışların,utanılan problemlerin evrensel olduğunu bilmek,istemekle yapmak arasında fark olduğunu anlamak abartılı suçluluk duygularını azaltabilir.Haklı sebeplere dayanan suçluluk duygusu ise bu duyguya yol açan güdüleri ve davranışların başkaları üzerindeki etkileri incelenerek tedavi edilir.
Suçluluk duygusu uyandığı sırada aslında kişinin zihni bir davranışından ötürü hatalı olup olmadığıyla ilgilidir.Hatalı olmadığına karar verip daha sonra olaylar bu fikri teyit edecek şekilde gelişirse suçluluk duyguları sona erer.Eğer suçlu olduğuna kanat getirirse(emin olursa) hatasını düzeltme ve eskisi gibi davranmama arzularına sarılmaktan               aldığı kuvvetle (pişman olarak) suçluluk duygularından sıyrılabilir.Zira yaşananları bir ders olarak kabul etmiştir.Eğer kararını kolaylıkla veremiyorsa veya doğru çözüm yolunu bulamıyor ya da bulduğunu, bildiğini uygulayamıyorsa suçluluk duyguları kronikleşecektir. Mesela alkol ya da madde kullanan kişinin bunu yapmaya değip değmediği ile ilgili kararsızlığı kronik suçluluk duygularına yol açar.Madde kullanarak hissettiği haz duygusunun verdiği zarara değdiğine inanırsa benliğiyle uyumlu bağımlılığı pek az suçluluk duygusu üretecektir. Değmediğinden emin olursa bir çaresiz bir bağımlı olduğunu itiraf edecek, hatalı olduğunu tasdik edecek ve hayata devam etmek için o an sahip olduğundan başka bir yol arayacaktır.Gerçek bir itiraf ve ders alma duygusu yaşam tarzında değişiklik yapacak enerjiyi sağlar.Terapi bu değerlendirmelerin yapılabilmesi için zemin hazırlar, değerlendirmelerin mantık ve sağduyu ölçüsünde gerçekleşmesini  temin eder, irrasyonel sebep,değerlendirme ve yorumları ise eler.

Jung kendisini ortaya koyduğu tedavi metodu, Analitik terapi ile günah çıkarma arasındaki ilişki için şunları söyler:

“Ruhun bütün analitik tedavi yöntemlerinin çıkış noktaları,onun prototipi olan,açığa vuran (günah çıkartan) tipte bulunur.İkisi arasında doğrudan etkileşim olmadığından ve daha çok akılcı olmayan ortak bir ruhsal kökten doğmuş olduklarından konuya yabancı birisi için psikanalizin temel yapıtları ile günah çıkarmanın dinsel kurumu arasındaki ilişkiyi görebilmek güçtür.” (Psikoterapi pratiği:Modern psikoterapi nin sorunları s.55)

Tam anlamıyla bir itirafın-yani gerçeklerin yalnızca kafayla,entelektüel olarak kabul edilmesi değil,aynı zamanda yürekten doğrulanması ve denetim altındaki duyguların serbest bırakılmasının özellikle karmaşık yapısı olmayan insanlarda olağanüstü bir iyileştirici etkisi olabilir.

5.Anlaşıldığını hissetme:Terapist hastaya empati kurup onu anlayabilirse, sonunda ikisi de aynı dili konuşuyor olmalıdır.O zaman hasta terapist nezdinde insanlıkla simgesel ve gerçek olarak yeniden bağlantı kurmuş olur.


6.Rumpelstistkin ilkesi:Niteleme ilkesi olarak bilinen bu ilke bir davranışın adlandırılması,bir tepkiye,semptoma duyguya bir neden yüklenerek belirsizliğin giderilmesiyle gerçekleşen rahatlamayı anlatır.İnsanın en büyük korkularından birisi olaylar ve davranışlar üzerindeki kontrolünü kaybetmesidir.Niteleme ise hastaya problemi üzerinde çalışabileceği bir zemin vererek kontrolün yeniden kazanılmasına yardımcı olur.
Psikanalitik uygulamaların iki klinik olguyu değişimin aracı olarak tanımladıklarını görüyoruz: 'Yorumun sağladığı içgörü' ve ' terapötik ilişkinin hastaya sağladığı düzeltici duygusal deneyim (corrective emotional experience)'. 

7.İçgörüyü artırmak:

Yorumlayıcı çalışmanın klinik ortamda beklenen sonuçları, hastada içgörüyü arttırmak; bilinçlilik, farkındalık artışı; çatışmanın çözülmesi; kabul etmek; çatışmanın kökenindeki arzudan vazgeçmek olarak özetlenebilir. İlkel savunma mekanizmalarının tespiti (yansıtma/yansıtmalı özdeşleşme) ,splitting gibi önemlidir.
Düzeltici Duygusal Deneyim ise gelişimsel duraksamayı kırmak; yapısal eksikliği tamamlamak; duygulanım ve bilişsel yapı arasındaki bağlantıları kurmak ve Kohut'un tabiri ile 'dönüştürmeli içselleştirme'yi gerçekleştirmeyi hedefler.